Google

HABER 82

2/6/2009 - EVLERİ 8 KİŞİYE MEZAR OLDU

Kategori: GUNDEM

Veda mektubu yazarken yakalandı

Adana’da 8 kişiyi öldürdüğü iddiasıyla gözaltına alınan zanlının, cinayetleri, dün öğleden sonra işlemeye başladığı ve gece geç saatlere kadar sürdürdüğü belirlendi.

Olay yerinde incelemesini tamamlayan polis, zanlı Murat Yüksel’in cinayetlere dün öğlen saatlerinde evin yatak odasında anne Günay ve baba İbrahim Yüksel’i öldürerek başladığını tespit etti.
Yetkililer, zanlının daha sonra eve gelen kişileri sırayla odalara çekerek gece geç saatlere kadar öldürdüğünü belirledi.
Evli ve 1 çocuk babası zanlı Murat Yüksel’in, olayda tek tabanca kullandığı, evine yapılan baskın sırasında üzerinde kanlı pantolon ve cinayet
sonrası eve getirdiği 2 boş kovan bulunduğu tespit edildi. Yetkililer, evde 4 boş kovan bulunduğunu, diğer kovanların cinayetin işlendiği sokağa atıldığını tahmin ettiklerini bildirdi.
Ailenin zanlıdan sonra hayatta kalan tek ferdi Handan Yüksel’in
Adana Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde tedavi gördüğü, olayda ölen kardeş Ali’nin de aynı hastanede tedavi gördüğü ifade edildi. 

VEDA MEKTUBU YAZARKEN YAKALANDI

Katliamın zanlısı olan Murat Yüksel'in, 1996'da yabancı uyruklu bir kadınla evlendiği için astsubaylıktan atıldığı öğrenildi. Olay sonrası Toros Mahallesi'nde oturduğu apartmanın önünde veda mektubu yazarken ele geçen zanlı Yüksel'in de intiharı planladığı belirtildi. Yüksel'in öldürdüğü kişilerden kardeşi Ali Yüksel'den alacağı olduğu için aileyi toplayıp, daha sonra çıkan tartışmada cinnet geçirip, katliamı gerçekleştirdiği anlaşıldı. İlk bilgilere göre, Murat Yüksel, dün akşam,
muhtarlık kayıtlarına göre, eşinden ayrılan hemşire, 2 oğlu, annesi ve babasının birlikte yaşadığı apartman dairesine geldi. Aynı yere, katil zanlısının, mal paylaşımı ve alacak-verecek meselesi nedeniyle sorun yaşadığı ileri sürülen kardeşi Ali Yüksel, eşi ve oğlu da çağrıldı. Ailenin yaptığı görüşme sırasında, Murat Yüksel, kardeşinden borcunu vermesini istedi, ardından çıkan tartışmada şuurunu kaybedip, ailenin 8 ferdini tabancayla öldürdü.

Öldürülen 8 kişinin cenazesini indirmek için itfaiyeden merdivenli araç çağrıldı. Dairenin balkonunda güvenlik amacıyla yapılan demirler kesilip, ceset torbalarına konulan cenazeler balkondan merdivenli araç yardımıyla indirilerek Adli
Tıp'a götürüldü.
Milliyet

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

2/6/2009 - Vahşı Cinayet Beyza'yı sobada yaktı

Kategori: GUNDEM

4 yaşındaki Beyza'yı sobada yaktı

Özgür SARI DHA

Konya'da bir kadın komşusunun kızını boğarak öldürdükten sonra cesedini sobada yaktı. Bir çocuğu ölen, diğeri ise engelli olan zanlının cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediği ileri sürüldü

KONYA'da 30 Nisan Perşembe günü markete ekmek almaya gittikten sonra ortadan kaybolan 4 yaşındaki Beyza Çökekoğlu, ölü olarak bulundu. Beyza'yı, yaklaşık 1.5 ay önce mahalleye taşınan komşuları 23 yaşındaki Kezban Uslu'nun öldürdüğü ortaya çıktı. Katil zanlısı genç kadın, cinayeti tüm ayrıntılarıyla itiraf etti. Uslu'nun yaklaşık 5 ay önce, 3.5 yaşındaki çocuğunun hayatını kaybettiği ve psikolojik sorunlar yaşadığı öğrenildi.

VAHŞİ CİNAYET

Eşi, bir tuğla fabrikasından işçi olarak çalışan Kezban Uslu'nun, cinayeti Cumhuriyet Savcı'na tüm ayrıntılarıya anlatarak itiraf ettiği öğrenildi. Uslu'nun küçük kızı bakkalda gördüğü ve 'Seni evine götüreyim' diyerek yanına aldığı ve kendi önce bir komşusunun evinin bahçesine gittiği sonra da sokakta kimsenin olmadığını görünce de, kızla birlikte kendi evine gittiği belirlendi.

ODUN SOBASINDA YAKTI

Kezban Uslu, Cumhuriyet Savcısı'na verdiği ifadede, cinayeti tüm soğuk kanlılığıyla şöyle anlattı:

"5 ay önce çocuğumu kaybettim. Bu nedenle, başkalarını da ayın acıyı yaşamasını istedim. Kızı, bakkaldan evime giterdikten sonra hemen boğarak öldürdüm. Kendi çocuğum sokakta oynuyordu. Eşim de işe gitmişti. Evde yalnızdım. Sobaya bolca odun atıp, cesedi de içine koydum. Kolonya dökerek sobayı tutuşturdum. Sık sık odun atmayı sürdürdüm. Sonra da kızın aldığı ekmek ve yumurtayı yanıma alıp, komşuma kahvaltı yapmaya gittim. "

Kesban Uslu'nun, Çökekoğılu ailesiyle birlikte Beyza'yı mahallede arama çalışmalarına da katıldığı öğrenildi.
Mahaledeki komşuları, Kezban Uslu'nun bakkaldan yanlız çıktığını gördüklerini söylemeleri ve bir çocuğun, Beyza'yı bir başka apartmanın bahçesinde dondorma yerken gördüğünü ve kendisine dil çıkarttığını söylemesi üzerine Kezban Uslu ilk başta şüpheli görülmedi. Ancak, cinayet büro dedektifleri daha sonra Kezban Uslu'ya da şüpheli listesine aldı. Uslu'nun evine giren polis, sobada küçük kızın kemiklerini buldu.

POLİSLERİN PSİKOLOJİSİ BOZULDU

olayı soruşturan cinayet bürosu dedektiflerinin pisikolojeilerinin bozulduğu ve pisikolojik destek aldıkları da öğrenildi. Özellikle Beyza'nın kemiklerinin sobada bulan ve kemikleri çıkaran görevlilerin gözyaşı döktükleri öğrenildi.
Milliyet

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

1/6/2009 - Münevver cinayetinde yeni şüpheler

Kategori: GUNDEM

6 arkadaşından daha kan örneği alındı. Böylece Cem’in kan örneği alınan arkadaşlarının sayısı 10 oldu. Bu da Münevver’in babasının ‘Kızım satanist ayinde öldürüldü’ iddiasını tekrar gündeme getirdi.
İstanbul Bahçeşehir’de 3 Mart 2009 günü vahşi bir cinayete kurban giden ve kafasından ayrılan bedeni Etiler’de bir çöp konteynerinde bulunan 18 yaşındaki Münevver Karabulut cinayetiyle ilgili yürütülen soruşturmaya yeni bir boyut eklendi. Adli Tıp Kurumu’nca hazırlanan otopsi raporunda “Karabulut’un cesedinde başka kişilere ait olduğu belirlenen doku ve tükürük örneklerinin bulunduğu” bilgisinin yer alması üzerine Cem Garipoğlu’nun yakın arkadaşları takibe alınmıştı. Geçtiğimiz günlerde üçü okuldan, biri okul dışından olmak üzere 4 yakın arkadaşından kan örneği alındı. Aynı zamanda adli kontrol altında tutulan bu kişilere yurt dışına çıkış yasağı konuldu.

Yurtdışı yasağı kondu
Soruşturmanın devamında İstanbul Cumhuriyet Savcısı’nın talebi doğrultusunda elde edilen belge ve bulgular üzerine Garipoğlu’nun 6 yakın arkadaşı daha kan örneklerinin alınması için Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. Mahkeme kararı ile adli kontrol altına alınan bu kişilere de yurt dışına çıkış yasağı getirildi. İsmi açıklanmayan bu kişilerden alınan örnekler Adli Tıp Biyoloji İhtisas Laboratuvarı’nda incelenerek DNA’ları ceset üzerinde bulunan DNA örnekleriyle karşılaştırılacak ve cinayete karışıp karışmadığı araştırılacak. İncelemeler tamamlanıncaya kadar bu kişilerin adli kontrol altında tutulmasına karar verildi. Buna göre, her gün ikamet ettikleri yerdeki polis merkezine giderek adli kontrol defterine imza atacaklar. Ayrıca yurt dışına çıkmaları da yasaklandı.

‘Cem satanist sitelere üye’
Münevver Karabulut cinayeti soruşturmasında kan örneği alınan şüphelilerin sayısının 10’u bulması, baba Süreyya Karabulut tarafından dile getirilen ‘satanist cinayeti’ iddiasını güçlendirdi. İlk günden beri kızının bir ayin sırasında öldürüldüğü iddiasını dile getiren baba Karabulut, önceki gün yaptığı açıklamada “Başından beri Cem Garipoğlu denen vatandaşın bu cinayeti tek başına işlemediğini söyledim” demişti. Kızının satanist bir cinayet sonrası öldürüldüğü konusundaki iddiasında ısrarlı olduğunu belirten baba Karabulut, şunları söylemişti: “Bu cinayet birinci aşamada satanist cinayeti olarak gözüküyor. İkinci olarak da kızım Garipoğlu Ailesi’nin bir sırrını öğrendi. Benim kızıma tezgah kurarak o eve götürdüler. Daha sonra da gözlerini kapatarak körebe oynadılar. Kızımı o evde katlettiler. Garipoğlu Ailesi olayın böyle büyüyeceğini tahmin etselerdi delilleri karartmak için o evi de yakardı. Benim satanist cinayetinde ısrar etmemin nedenlerinden biri de Cem Garipoğlu ve ağabeyi Levent Garipoğlu’nun internette satanist sitelere üye olmalarıdır. O sitelerde merakımdan gezindim. Vahşice cinayetler vardı. Bu kişiler bu sitelerden etkilenerek kızımı öldürdüler”

Boynunda ters ‘V’ şeklinde kesik var
Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan otopsi raporunda Karabulut’un bedeninden ayrılmış kafası ve vücudunda yapılan incelemeler anlatıldı. Münevver’in başında yapılan incelemede, sol kaşının morardığı, alnının ortasında uzunlukları 0.5 cm ile 0.8 cm arasında 3 adet kesik olduğu belirlendi. Yine kafanın saçlı bölümünde de 7 adet olmak üzere toplam 13 adet kesik özellikte yara tespit edildi. Boyunda tarif edilen kesinin hemen sağ alt kenarından başlayıp, üst uçta birleşen, aşağı doğru “V” harfi şeklinde uzanan iki kesik ile göbeğin hemen altında bulunan 20-25 santim uzunluğundaki 4 hat halinde kesik vasıfta yara olduğu belirtildi. Sağ el 3. parmağın eklem kökünde ve sol el 2. parmağı ile her iki bileğinin üst kısmında, sağ el bileği dış yüzeyi ile sol el bileği sırtında kesik yaraları olduğu saptandı.
Milliyet
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

5/4/2008 - Milli Eğitim'den Ararat gafı

Kategori: GUNDEM

Ağrı Dağı'nın Iğdır'dan görünümü

Coğrafya kitabında Ağrı değil Ararat yazıyor

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan 11. sınıf Coğrafya kitabında Ağrı Dağı’nın “Ararat” olarak isimlendirildiğini sert bir dille eleştirerek, “Bugüne kadar ders kitaplarında pek çok yanlışlığa imza atan Bakanlık, anlaşılan o ki, hatalarından ders çıkarmamıştır” dedi.

Türk Eğitim-Sen, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından yayımlanan ve şu anda okullarda okutulan 11. sınıf Coğrafya kitabının 133. sayfasında yer alan Türkiye fiziki haritasında Ağrı Dağı’nın adının “Ararat” olarak yeraldığını açıkladı. Türk-Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Milli Eğitim Bakanlığı’nın inanılmaz bir hataya daha imza attığını belirterek, “Milli Eğitim Bakanlığı onayıyla 2007 yılında basılan 11. sınıf coğrafya ders kitabında yer alan bu ihmal, affedilemez boyuttadır. Zira ‘Ararat’ kelimesi günümüzde sözde Ermeni Soykırımı iddiasının sembolü haline gelmiştir. Bugüne kadar ders kitaplarında pek çok yanlışlığa imza atan Bakanlık, anlaşılan o ki, hatalarından ders çıkarmamıştır” dedi.

“MEB, ERMENİ PROPOGANDASINA ZEMİN OLUŞTURDU”

Türkiye’nin içten ve dıştan kıskaç altına alındığını söyleyen Koncuk, Türkiye aleyhine lobi faaliyetlerinin arttığı bir dönem yaşandığını kaydetti. Koncuk, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin fiziki haritasında Ağrı Dağı’na Ararat denmesi oldukça manidardır. Ayrıca başında Milli kelimesi bulunan
Milli Eğitim Bakanlığı, bu haritayla istemeden de olsa Ermeni propagandasına yeni bir zemin oluşturmaktadır” diye konuştu.

“KİTAPLARIN TİTİZLİKLE İNCELENMEMESİ EĞİTİM SİSTEMİNE DARBE VURUYOR”

Kaliteli bir eğitimin ancak nitelikli insan yetiştirme ile mümkün olduğunu ifade eden Koncuk, buna karşın milli eğitimde art arda hatalar yapıldığını, bu nedenle de Türkiye’de “ayakları yere sağlam basan” bir milli eğitim politikası üretilemediğini belirtti. Koncuk, özellikle öğrencilere servis edilen ders kitaplarının titizlikle incelenmemesinin eğitim sistemine büyük darbe vurduğunu kaydetti. Koncuk, MEB ve Talim Terbiye Kurulu’nun görevini eksiksiz yerine getirmesi gerektiğini ve ders kitaplarında hiçbir hataya yer vermemesi durumunda olduğunu söyleyerek, “Coğrafya kitabında Ağrı Dağı’nın adının Ararat olarak yazılması, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ilk hatası değildir. Ancak bunun Bakanlığın son hatası olmasını umut ediyoruz. Türk Eğitim-Sen olarak, Milli Eğitim Bakanlığı’nın işlevine hiç yakışmayan bu büyük hatayı ivedilikle düzeltmesini istiyoruz” dedi..

“MEB HAVLU MU ATTI?”

Koncuk, haritada Ağrı Dağı’nın nasıl Ararat olarak yer aldığı, ders kitaplarını incelemekle yükümlü olan Talim Terbiye Kurulu’nun bu hatayı nasıl gözden kaçırdığı sorularının MEB tarafından yanıtlanması gerektiğini söyledi. Koncuk, “Milli Eğitim Bakanlığı, Ağrı yerine Ararat kelimesini kullanarak, Ermeni davasında havlu mu atmaktadır?” sorusunu sordu.

Koncuk, Ermeniler için Ararat’ın anlamının önemli olduğuna değinirken, 1915-1920 yıllarındaki Ermeni olaylarının konu alındığı "Ararat" isimli bir filmde tarihi gerçeklerin saptırılarak ve Türkiye’nin hak etmediği şekilde suçlandığına işaret etti.

KİTAP, TTK TARAFINDAN 2007 YILINDA ONAYLANMIŞ

Evren Yayıncılık tarafından basılan kitap, Abdulcabar Gültepe, Burhan Güncegörü, Sunay Kılıçarslan, Abdullah Tural, Ahmet Aydın, Belgin Turoğlu, Demet Yıldırım, Hacı Murat Görer ve Sema Zeytçioğlu tarafından yazılmış. Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu’nun 19 Nisan 2007 tarih ve 88 sayılı kararıyla ders kitabı olarak kabul edilen kitap Yayımlar Dairesi Başkanlığı’nın 04 Haziran 2007 tarih ve 2682 sayılı yazısı ile birinci basım olarak 305 bin adet basıldı.

HÜRRİYET
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

24/3/2008 - İNTERNET YASAĞINA BÜYÜK TEPKİ

Kategori: GUNDEM

TEKNOLOJİ YASAK DİNLEMİYOR ÇÜNKÜ ULAŞIMI ENGELLENEN SİTELERE

GİRMENİN ÇOK KOLAY BİR YOLU VAR.

Türkiye Bilişim Derneği (TBD), İnternet Teknoloji Derneği (INETD), Tüm İnternet Derneği (TID), Linux Kullanıcları Derneği (LKD), Tüm İnternet Evleri Derneği (TIEV) ve Bilişim Sektörü Derneği (TUBIDER), internet yasaklarının Türkiye'ye zarar verdiğini savundu.

Youtube, alibaba.com., gibi sitelere Türkiye'den yaklaşık iki haftadır giriş yapılamıyor. İnternet yasakları, Türkiye'yi İran gibi bir ülke olarak gösteren yasaklar büyük tepki topluyor.

Dernekler tarafından yayımlanan ortak bildiride, “5651 sayılı yasa ve konuyla ilgili diğer yasalara dayanarak Youtube, Wordpress, Geocities, Alibaba gibi bir çok web sitesine erişimin sık sık engellendiği” ifade edildi. Bildiride, Telekomunikasyon Kurumu'nun (TK) yurt dışındaki web sitelerine erişimi 5651 sayılı yasa kapsamında “sorgusuz sualsiz kapatma yetkisi” olduğu ileri sürüldü.

TK'nın erişime kapatılan web sitelerinin hangileri olduğunu kamuoyuna ve kapatılana haber verme yükümlülüğü bulunmadığı iddia edilen bildiride, “Söz konusu yasaklamalar, yasanın zaten tartışmalı olan amaçlarını aşmış ve ülkemize zarar vermeye başlamıştır. Bu durumun düzeltilmesini istiyoruz” denildi.

YouTube yasağını kolayca aşın  


hurriyet.com.tr 

Ülkemizden ünlü video sitesi YouTube'a erişim uzun bir süredir yasak. Ama bu yasak YouTube'a giremeyeceğiniz anlamına gelmiyor..

Ülkemizden YouTube'a erişmek neredeyse 2 haftadır mümkün değil. Sık sık yaşadığımız YouTube'u yasaklama ve erişimi engelleme sorununu bir kez daha yaşıyoruz. Hatırlanacağı gibi, Video paylaşım sitesi www.youtube.com internet sitesine erişim, Ulu Önder Atatürk'e hakaret içeren görüntüler nedeniyle Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nin kararıyla engellenmişti.

Ancak bu yasağa rağmen YouTube'a erişmeniz ve videoları izlemeniz yine de mümkün. Bunun için yapmanız gereken tek işlem, önce aracı bir sitenin adresini tuşlamak, bu sayfadaki adres alanına YouTube'un adresini girmek.

YouTube için 2 giriş bileti

Öncelikle internet tarayıcınızın adres çubuğuna
www.fastfreeproxy.com adresini girin ve sayfanın tamamen açılmasını bekleyin.  Açılan sayfanın alt kısmında "www" başlıklı bir kutu göreceksiniz. "www." yazısının yanına tıklayın ve devamına "youtube.com" yazarak "Visit URL" butonuna basın. Kısa bir süre içerisinde YouTube karşınızda olacak. Artık dilediğiniz videoyu izleyebilirsiniz.

İkinci alternatifiniz ise www.vtunnel.com adresi. Bu adresi ziyaret ettiğinizde açılacak sayfanın en üstünde bir adres çubuğu göreceksiniz. Bu çubuğun içerisine www.youtube.com adresini girip "Begin browsing" butonuna tıklarsanız, YouTube içerisinde dilediğiniz gibi gezinebilirsiniz.

Bildiride, 5651 sayılı yasanın “çok hızlı bir şekilde, çocuk pornosu bahanesi ve temiz internet söylemleriyle çıkartıldığı” savunularak, böyle bir yasanın Avrupa Birliği ve modern dünyada olmadığı ileri sürüldü.

“Yasa metnine son anda 'Atatürk'e ilişkin suçlar' da eklendi” ifadelerine yer verilen bildiride, “5651 sayılı yasanın özünde sansür yasası olduğu, internetten korkan, yasakçı felsefenin ürünü olduğu, bireye güvenmediği” iddia edildi.
Bildiride, “Bizler, bu yasanın özüne fikir ve ifade özgürlüğü açısından karşıyız. Ama, çocukları korumak için okullarda ve kamuya açık alanlarda porno, ırkçılık gibi temel insan haklarına aykırı içerik için filtre uygulanmasını destekleriz” ifadelerine yer verildi.

Youtube'da 34 bin Atatürk, 103 bin İstanbul, 5 bin 400 Alanya, 7 bin 750 Bodrum, 48 bin Fenerbahçe, 46 bin Galatasaray ve 35 bin 600 Beşiktaş videosu” yer aldığı belirtilen bildiride, Youtube'un kapatılması durumunda pek çok vatandaşın zarar göreceği savunuldu.

Mahkemeler tarafından web sitelerine erişimin yasaklanmasının kesin bir engelleme sağlamadığı ve internet hakkında biraz teknik bilgisi olan bir kişinin başka yollarla bu sitelere ulaşılabildiği vurgulanan bildiride, şU görüşlere yer verildi:
“Yasaklanan web sitesi erişimi, daha doğrusu yasaklamaya konu olan web sitesi nesnesi, örneğin bir video kaydı, o nesne için ülkemiz içinde ve dışında daha fazla negatif reklam ya da tanıtım oluşmasına sebep olmakta ve dünyadaki tüm internet kullanıcılarının ilgisini çekerek asıl amacın tam tersinin gerçekleşmesiyle sonuçlanmaktadır.
TK, bilinmeyen bir nedenle mümkün olan bir teknik çözümün muhtemelen zahmetli ve masraflı olacağını düşünerek, 5651 ile ilgili yönetmelikte sadece nesnelere erişimin yasaklanmasına yer vermemiş, tüm web sitesine, ve hatta belli bir IP numarasındaki tüm web sitelerine erişimin engellenmesini ilgili yönetmeliğe koymuştur. Bu durumun özgürlükçü demokrasi ile çeliştiğini bir defa daha belirtirken, TK'nın görevi çerçevesinde URL temelli filtrelemeyi kolaylıkla yapabileceğini ve sadece yasaklanan belli nesnelere erişimi önleyebileceğini belirtmek isteriz. Bu şekildeki bir teknik çözüm eğer zahmetli ve masraflı olacaksa da, devletimiz tarafından finanse edilerek gerçekçi bir çözüm elde edilebilir''.

Kaynak:Hürriyet

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Türkiyeden ve Dünyadan Haberleri bulabilirsiniz
Google

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

Arkadaşlarım

piece35
haberler30