|
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) düzenlediği ankete
göre bankacılar, iç borçlanma faiz oranının, enflasyonun ve dolar kurunun yükseleceği
beklentisi içinde bulunuyor.
BDDK tarafından düzenlenen ve 90 üst düzey banka yöneticisi tarafından cevaplanan,
“Nisan-Haziran 2008 dönemi Bankacılık Sektörü Yönetici Kesimi Beklenti Anketi”nin
sonuçları açıklandı.
Anket sonuçlarına göre, makroekonomik göstergeler arasında en dramatik değişim, iç
borçlanma faiz oranlarında oldu.
Bir önceki anket döneminde yüzde 3 olan iç borçlanma faiz oranındaki artış beklentisi,
bu dönemde yüzde 50 seviyesinde gerçekleşti
Ankete göre üç önemli dışsal faktörün etkisi öne çıktı. Bu faktörler, “uluslararası
piyasalardaki dalgalanmanın yarattığı likidite sıkıntısı, girdi fiyatlarında yaşanan
artışlar ve iç siyasi gelişmeler” olarak sıralandı. Özellikle uluslararası likidite daralması,
hem fon kaynaklarının hem de kredilerin faiz oranlarına ilişkin beklentilerin artış yönünde
olması sonucunu doğurdu.
Diğer taraftan, sektörün karlılığına ve riskliliğine ilişkin beklentiler de aynı şekilde olumsuz
yönde gelişti. Ancak, faiz oranlarına ilişkin bu olumsuz görünüme rağmen, GSMH'ye,
kredi hacimlerine ve aktif büyüklüğüne ilişkin beklentilerin halen olumlu olduğu, bankacılık
sektörü yöneticilerinin kısa dönemde bir resesyon beklentisinin olmadığı görüldü.
Sektör yöneticileri genel olarak, reel ekonomi ve bankacılık sektörü dışından kaynaklanan
sebeplerle oluşan olumsuz durumun etkilerinin sınırlı olacağını, sektörün ve ekonominin
büyümeye devam edeceğini beklemekte.
Makroekonomik göstergelere ilişkin beklentilere bakıldığında ise GSMH artış beklentilerinin
devam ettiği, cari açığın artacağına ilişkin beklentilerin çok az da olsa düştüğü
(yüzde 57-yüzde 53) görüldü.
TÜFE ARTIŞ BEKLENTİSİ, BİR YILIN EN YÜKSEK SEVİYESİNDE
Bütçe açığının GSMH'a oranına ilişkin soruda, katılımcıların yüzde 58'i aynı kalacak,
yüzde 21'i ise artacak görüşüne sahip. Ankette, TÜFE'nin artacağı beklentisine sahip
katılımcı oranı yüzde 59 ile son bir yılın en yüksek seviyesinde.
Bu durumun, “yaşanan dalgalanmaların yanı sıra petrol ve diğer enerji fiyatlarındaki
artışlardan kaynaklanabileceği ayrıca faiz artışı beklentilerinin enflasyonist baskı yaratacağı
beklentisinden kaynaklanabileceği” sonucu çıkarılıyor.
Benzer şekilde dolar kuruna ilişkin artış beklentisine sahip katılımcı oranı bir önceki anket
döneminde yüzde 36 seviyesinde iken, bu anket döneminde yüzde 68 seviyesine çıktı.
Buna karşın reel sektör finansman gereksinimi beklentisi ise yüzde 69 ile önemli bir
değişiklik göstermedi.
BİREYSEL KREDİ
Bireysel kredi hacimlerinde daralma beklentisi kendisini özellikle konut kredilerinde gösterdi.
Bireysel kredilere ilişkin sorularda dikkat çeken diğer bir husus da takipteki bireysel kredi
artış oranı oldu. Bir önceki anket döneminde katılımcıların yüzde 83'ü takipteki bireysel kredi
hacminde artış beklerken, bu dönem oran yüzde 90'a çıktı.
Ticari kredi hacimlerine ilişkin beklentilerde bir önceki anket dönemine göre bir miktar düşük
olmakla birlikte ağırlıklı beklenti “artacak” yönünde gerçekleşti. Artış beklentisine sahip
katılımcı oranı, KOBİ kredileri hariç, ticari kredilerde yüzde 66, KOBİ'lere verilen ticari
kredilerde ise yüzde 70 seviyesinde oldu.
Hürriyet |